Avrupa liglerinde geçen hafta: Terminatör geçidi

Ne Ribery'nin donu, ne de Arsenal'in hazin sonu; işte yine Ali Murat'tan muhteşem haftasonu...

Goal.com Türkiye

Ne haftaydı ama... İngiltere'de çifte kavrulmuş derbi heyecanı, İspanya'da Benzema'nın letafeti, İtalya'da Inter'in şampiyonluk marşları. İşte oltaya takılanlar...

Özetle; Premier Lig’in şampiyonluk adaylarından Chelsea ile Arsenal’in Stamford Bridge’deki randevusunu Drobga’nın golleriyle kazanan ev sahibi iki puan farkla liderliğini sürdürdü. Bu maçın sonucunu annem bile bildiğine göre, neticeyi geçelim, Hatice'ye gelelim.

Önceki gün Manchester United’ın Portsmouth’u 5-0’lık skorla hezimete uğratmasından sonra maç eksiğiyle ikinciliğe düşen ‘Maviler’ başlama vuruşu öncesi lehlerine olan istatistiğe güveniyordu. Son 15 maçta rakibine iki kere boyun eğen Chelsea, sekiz karşılaşmayı kazanmayı bilmişti. Son yapılan sınavda da rakibini üçleyen ev sahibi, ‘Topçular’ı sahadan silmişti.

'El Clasico'

Son dört mücadeleden deplasman takımları üç puanla ayrılsa da, Chelsea bu sezon Ada’nın diğer iki büyüğü Liverpool ve Manchester United karşısında da kazanmıştı. 12 karşılaşmadır mağlubiyeti unutan Ancelotti’nin öğrencileri, İtalyan hocayla birlikte yenilmez armadaya dönmüştü. Premier Lig'de 11 maçta kalesini gole kapatan Mavilerin yediği 20 golün 15'inin duran toplardan gelmesi, Anceolotti'nin yarattığı canavarı ispatlıyordu. Evinde en son 23 maç önce Asenal'e boyun eğen Chelsea, 30 Kasım 2008'den beri Stamford Bridge'de önüme gelene bir tekme diyordu, en kötüsünden berabere kalıyordu.

Ligde 15, toplamda 20 defa fileleri havalandıran Chelsea'nin santrforu Drogba, Arsenal karşısında oynadığı son 9 karşılaşmada 10 gol atarak istatistikleri altüst etmişti. Fildişi'nin incisi her zaman yaptığını yine yapacak mıydı? Tabii bir de hafta içinde uçkur davasından milli takım kaptanlığından olan John Terry'nin performansı merak ediliyordu.

Topçulara gelince...

Geçen hafta Manchester United karşısında parçapinçik olan Arsenal, Chelsea’yi devirip liderliğe tutunmak istiyordu. 24 maçta attığı 60 golle İngiltere'nin en skorer takımı makus talihini yenebilecek miydi? Chelsea'de oynadığı beş sezonda 225 defa görev yapan Gallas, Arsenal'in yolunu tuttuktan sonra 100. kez sahne alacaktı.



Gerçek topçu Drobga

İlk düdükle birlikte rakibinin kalesine yüklenen ev sahibi, 8. dakikada Drogba ile öne geçti. Kullanılan kornerde arka direkte biten Afrikalı oyuncu, perdeyi açtı. Fildişi Sahili’nin yetiştirdiği en büyük futbolcu, 23’te farkı ikiye çıkardı. Geçen hafta Manchester karşısında da kontrataktan gol yiyen Arsenal, aynı filmi izlemiş gibiydi. Drogba'nın müthiş golüyle rahatlayan Chelsea üstünlüğünü korurken, kalesinde yaşadığı tehlikelerde de Cech'ın eski günlerine döndüğünü müjdelediği başarılı kurtarışları, zaferi getirdi. Drogba'nın hat-trickinin direkten döndüğü müthiş frikiğiyse akşamın unutulmazıydı.

Chelsea'nin liderliğe döndüğü maçtan sonra akıllara, 19. yüzyılda “Üç çeşit yalan vardır; yalan, kuyruklu yalan ve istatistik” diye buyuran eski İngiltere Başbakanlarından Benjamin Disraeli yine düşmüştü. Yalnız istatistikler yine yalan söylememişti.

Busby’nin Bebekleri aşkına
 
Chelsea ile girdiği şampiyonluk yarışında giderek tuttuğu formla dikkat çeken Manchester United ise konuk ettiği ligin dibindeki Portsmouth’u 5-0’lık skorla bozguna uğratarak maç fazlasıyla liderliğe oturduğu haftayı yine ikinci kapattı. 6 Şubat 1958’de geçirdikleri kazayla tarihte donan Busby’nin Bebekleri olarak anılan sekiz Unitedlı futbolcunun hayatlarına mâl olan o talihsiz günün 52. yıldönümünde oynanan mücadele, tabii ki saygı duruşuyla demir aldı.


 
‘Kırmızı Şeytanlar’da Rooney ile Berbatov fileleri havalandırırken, Borre, Hughes ve Wilson’ın kendi filelerini havalandırması dikkatlerden kaçmadı. Rooney’den sonra takımın en golcüsü rakipler olmuş, söylemedi demeyin. Berbatov’dan bir gol fazlasını kendi ağlarına gönderenler sağolsun, Manchester doludizgin gidiyor, şaşırmamalı, esbab-ı mucibesini takımın lakabında aramalı.

Ali Murat Hamarat'ın 'Busby'nin Bebekleri' başlıklı yazısı için tıklayın...

 
Yine kırmızı aktı Merseyside Irmağı
 
Chelsea-Arsenal’in gölgesinde kaldı biraz Merseyside derbisi. Şimdi yine Benitez demeyelim, anımsatalım öykülerini. Bütün hikâye şehrin ilk takımı Everton’ın bir kira anlaşmazlığını müteakip Anfield Road’u terk etmesiyle başlar. Başkan John Houlding’i kulüp üzerinden para kazanmakla suçlayan 279 üye, 1892 Everton’ın bir numarasını azledip Goodison Park’ı satın alırlar.

Elinde sahası bulunan Houlding, şehrin ikinci takımını kurar. Kafasındaki Everton Athletic ismini arkadaşlarına beğendirse de federasyonun vetosuyla karşılaşır. Başkan ve arkadaşları böylece hangi kentte yaşadıklarını hatırlar, Liverpool kurulur.

Premier Lig tarihinde en fazla kırmızı kart çıkan derbi olsa da, Merseyside buluşmaları, aynı ailenin kırmızı Liverpool ile mavi Everton’a gönülveren bireylerini karşı karşıya getirmesiyle tanınıyor. 47 yıldır her ikisinin arasında en üst düzeyde yaşanan rekabet de diğer derbilerden ayrılıyor, kimsecikler bu kadar uzun süredir birinci mevkide buluşmuyor. Liverpool’un ilk Avrupa zaferinden sonra onları karşılayan binlerce mavili belki de kardeşliği anlatıyor.
 
İstatistikler yine haklı çıktı

Noel’den beri altı maçta 14 puan toplayan Liverpool, evinde 1999’dan beri yenilmediği ağabeylerini 213. Merseyside buluşmasında devirebilecek miydi? Kırmızılar 83, Everton 65 kez kazanmış, taraflar 64 defa sahadan beraberlikle ayrılmıştı. Bu arada Everton’ın son kazandığı maçta galibiyeti getiren Trabzon’un gol makinesi diye alıp çamaşır makinesi çıkan, hattâ bu müthiş tanımın sahibi Mehmet Ali Yılmaz’ın ‘Yamyam’ diye nitelendirdiği Campbell olmuştu.
 
En son Liverpool’a boyun eğdiği günden beri oynadığı dokuz maçta kaybetmemiş Everton’ın makus talihi değişecek miydi? İlk düdükle birlikte sahada yaşanan heyecan fırtınasında kemik sesleri gelmeye başlıyordu. İlk dakikalarda Kuyt’a diziyle giren Marouane Fellaini ile Kyrgiakos’un birbirine girdiği pozisyonda hakem Atkinson, 34. dakikada kırmızıyı kırmızı formalıya çıkarttı. Fellaini’nin kartıysa sanki eksik kaldı.


 
Şaşırmamıştık birisinin atılmasına. Birbirlerini çok sevseler de iyice pataklayan kardeşlerin oynadığı son 10 derbinin 8’inde de futbolcular kızarmıştı. Tarih yine yapacağını yapmış, tekerrür etmişti.
 
Bir saatten fazla dayanmak zorunda olan Gerrard ve şürekâsı zoru başardı. Kaptanın müthiş frikiği direkten çıkarken, kornerde araya giren Kuyt, 50. golüne imza atarak üç puanı getirdi. Liverpool böylece dördüncü sıraya tırmanırken beşinci sırada Tottenham var. Sahası White Hart Lane’de oynadığı son beş maçta kalesini gole kapatan Londralılar, Şampiyonlar Ligi vizesi için sonuna kadar savaşacak. Müdürden bana mesaj var, Defoe ve şürekâsının filelerini havalandıramadığı Aston Villa ise son sekiz maçtır yenilmiyor; İddaa müteşebbislerine önemle duyurulur.
 
Matadorlar ter attı
 
La Liga’nın tepesindekiler idman havasında geçirdi haftasonunu. Fikstürün güzelliği başkentin deviyle, Barselona kentinin miniğini, Barselona şehrinin deviyle Madrid’in miniğini buluşturduğu cumartesi günü, ilk üçüncülüğün favorisi Valencia sahne aldı. Bir ara sanal alemde, başka yetenekleriyle de gündeme gelen Arjantinli Banega’nın damgasını vurduğu karşılaşmada, ev sahibi konuk ettiği Valladolid’e acımadı. Muhteşem bir füzeyle perdeyi açan Banega, bir de gol deyince akla anında düşen olağan şüphelilerden David Villa’ya attırınca, Valencia zirvedekileri uzaktan takibini sürdürdü.

Çifte kavrulmuş David’ler Villa ile Silva’nın takımı Real Madrid’in 8, Barcelona’nın 13 puan gerisinde Devler Ligi mücadelesini sürdürüyor.

Iniesta'nın zarafeti

Barcelona ile Real Madrid’in arasında pergelle çizilmiş beş puanlık fark bu hafta da korundu. Haftanın ikinci sahaya ayak basanı Barcelona idi. Başkentin minik takımı Getafe karşısında Messi’nin golüyle öne geçen Katalanlar, Pique’nin yaptığı narkozsuz ameliyattan sonra atılmasıyla maçın uzun bir bölümünü bir kişi eksik oynadı. Hakem konuşmak istemiyoruz da, bizimkilerin kulağına küpe olsun, İngiltere’de Liverpool, İspanya’da Barcelona bir ömür neredeyse 10 kişi oynadılar bu haftasonu. Demek ki hangi takım için oynadığınız önemli değil, öyle bedava dalmak yok arkadaşım!



Dünyanın sekizinci harikası Messi’den sonra sazı eline alan Iniesta’nın zarafeti, Demirperde’nin çökmesiyle güç kaybeden Bolşoy Balesi’nde kalmadı doğrusu. Hattâ maçın sonunda Guardiola'nın Iniesta'yı çıkartıp Camp Nou'ya alkışlatması pek manidardı.

Eksik oynayan Barça, Messi’nin getirip Xavi’nin bitirdiği pozisyonda nefes alırken, son saniyede gelen Soldado penaltısına çok da üzülmedi. Marquez’i de bu dakikada kaybeden Guardiola’nın haftaya oynanacak Atletico Madrid maçında başı ağrıyacak mı, merak ediyoruz. Malum Atletico’yu Sevgililer Günü’nde birçok futbolseverin sevgilisi Barcelona maçında gözucuyla izledikten sonra Galatasaray ile oynanacak Avrupa Ligi maçında yakından gözlemleyeceğiz.

Higuain'e saygı duruşu

Real Madrid ise konuk ettiği Espanyol’e acımadı.‘Beyaz Şimşekler’ Katalunya’nın Kraliyet sempatizanlarının takımını rahat geçerken, goller Ramos, Kaka ve Higuain’den geldi. Arjantinli futbolcunun parmak ısırtan formu bir tarafa, attığı gol şaheserdi vallahi. Bu sezon Barcelona’nın peşinden buralara kadar geldiyse Real, Cristiano Ronaldo ile Kaka’ya değil, bir başkasına bakmalı: Higuain! Tabii Arjantin’in hocası Maradona’yı da yeri gelmişken selamlayıp İtalya’ya doğru açılalım. Milito ile Higuain'i olan bir ülkede, bir de futbol mesihi Messi varsa, o takımdan helva yapamayana gider yaparlar, söyledi demeyin.

Evinde oynadığı dokuz maçı da kazanan Mallorca, seriyi 10'a çıkardı. Son kurban Villarreal'a geçmiş olsun diyor, İtalya'ya geçiyoruz.

Inter şampiyonluğa koşuyor
 
Çizme’nin tepesine kurulmuş olan Inter ile Milan arasındaki puan farkı açılmaya devam ediyor. Cagliari’yi konuk eden mavi-siyahlılar zorlanmadıkları maçta üç puanı üç golle aldı. Lazio’dan ara transfer döneminde kadroya katılan Goran Pandev’in müthiş formu Mourinho’nun karşılaşmaları gülerek izlemesini sağlıyor. Makedon yıldız futbol emektarı Zanetti’nin aktığı pozisyonda perdeyi açarken, 20’de gelen Samuel’in kafası maçı erken bitirdi. İkinci yarıya da golle başlayan Inter için oynanması gereken dakikalar sağlık koşusuyla geçti.



Müthiş organizasyonu taçlandırmak Milito’ya düşerken, Bologna’dan gelen haber Giuseppe Meazza’yı dolduranların neşesini iyice artırdı. Şehrin kırmızıları Milan Bologna’ya diş geçiremeyip berabere kalınca, Milano kentinin her iki yakası arasındaki puan farkı 10’a çıktı. Roma hiçbir şey yapmadığı Fiorentina deplasmanında Vucinic ile gülünce ikinciliğe çıktı. Hal böyle olunca da haftaya takipçi sıfatıyla giren Milan üçüncülüğe indi.

Geçen hafta Milan’dan puan koparan Livorno’nun son çelme taktığı endüstriyel futbol devi ise Juventus. Gerçi Torino’nun siyah-beyazlılarına bugünlerde vurmayan yok ya neyse. Opera meraklılarına duyurulur, ‘Yaşlı Kadın’ çoktan aryasını söylemiş durumda. Koskoca Juve çınarı liderin 17 puan gerisinde, yedinci sırada yer alıyor. Livorno ise bu söktüğü puanlarla ligde kalacak gibi duruyor.
 
Bayern’in ayak sesleri
 
Bir süredir yazmaktan biz sıkıldık, onlar oynamaktan sıkılmadı. Öyle bir Bayern Münih kasırgası esiyor ki Almanya’da, sahada karşılarına çıkanı Oktoberfest’te üç beş saat takılmışa çeviriyor, başını döndürüyor. Robben’in artan performansı önüne geleni parçalıyor, sakatlıklar nedeniyle façalı yüzünü özlediğimiz Ribery’nin Wolfsburg deplasmanında attığı güzel gol dosta güven, düşmana korku salıyor.

Son şampiyon Wolgsburg, tarihinde ilk defa mutlu sezona ulaştığı geçen sezon, Bayern Münih’i beşleyerek büyük bir sükse yapmıştı. Belli ki bu hezimetin rövanşı için sahaya ayak basmıştı Bavyeralılar. Daha Bismillah demeden Robben’le öne geçen deplasman takımının gizli golcüsü van Buyten farkı artırdı, güzel boxerını gördüğümüz Ribery üçüncü golü attı. Evet Fransız yıldız kulübede soyununca, hayranlarını mest etti.

Geçen sezonun gol kralı Grafite ile Butt’un karşı karşıya kaldığı penaltıda gülen, beyaz noktadan kariyerinde ilk defa geçen hafta kaçıran Alman file bekçisi oldu. Getafe maçın sonucunu ilan ettiyse de, iş işten geçmişti.

Leverkusen Eren Derdiyok’la öne geçtiği mücadelede Dedic’in golüne mani olamayınca, bir puanda kaldı. Hal böyle olunca puanlar eşitlendi Bundesliga’nın tepesinde. Averajla namağlup Leverkusen lider, iki gol gerisinde Bayern yer alıyor. Üçüncü sıradaki Schalke ise Freiburg’dan golsüz beraberlik çıkarınca zirvedekilerin üç puan gerisinde kaldı.

Bordeaux'ya nazar değdi

Ligue 1'de sezonun en formda takımı son şampiyon Bordeaux, geçen hafta aldığı beraberliğin üzerine bu haftada Rennes deplasmanından dört gollü mağlubiyetle döndü. En son 8 Kasım'da Lille deplasmanında mağlup olan Bordeaux, düşüşe mi geçti acaba? Son şampiyon Kasım ayında da üst üste iki mağlubiyet aldıktan sonra 9 maçlık yenilmezlik serisini başlatmıştı. Kulaklara küpe olmasında fayda var!

Sezonun sürprizi Montpellier'in şampiyonluk koşusu uzun soluklu olacak. Yedi sezon aradan sonra Ligue 1'deki ilk yılında beklentileri aşan turuncu-lacivertliler, Boulogne deplasmanında aldıkları galibiyet ile Bordeaux ile olan puan farkını üçe indirdi. Lyon istikrarsız gidişini Toulouse deplasmanında da sürdürdü. Colin Kazım'ın son 17 dakika oynadığı ve golsüz berabere biten maçın kayda değer tek gelişmesi ikinci yarıda Makoun'un gördüğü kırmızı karttı.
Ligue 1'de haftanın sürprizini 22 haftada sadece tek galibiyet alıp, 12 gol atabilen Grenoble yaptı. Ligin deplasmanda en az gol yiyen takımı Auxerre'i beşleyen Grenoble bahisçilerin de canlarına okudu.

PSG'nin Coupet'nin sakatlığı ile başlayan kötü gidişi sürüyor. Parc des Princes'de Loreint'dan üç gol yiyen başkent takımında, Antoine Kombouare için çanlar çalmaya başladı.

Twente'yi de yenerlermiş

Eredivisie’de haftanın karşılaşması Amsterdam Arena’daydı. PSV ile Twente’nin oldukça gerisinde kalan Ajax, havlu atmamak için çıktığı Twente maçında rakibini üç golle geçti. Böylece en azından Şampiyonlar Ligine kalma umudunu devam ettiren Amsterdam temsilcisi, dünyanın en güzel şemsiyeyle takım yöneten teknik direktörü Steve McLaren'ın çalıştıdığı Twente’nin 21 maçlık yenilmezlik serisine son verdi. Twente’nin mağlup olduğu haftanın kârlı takımı, Ado Den Haag’i geçen PSV Eindhoven oldu. Lider PSV ile Twente'nin arasındaki puan farkı üç. Haftanın önemli maçlarından bir diğerinde sezonun hayal kırıklığı AZ Alkmaar, Rotterdam'da Feyenoord’u 2-1’le geçerek aza tamah etmeyip çok puanla evine döndü.

Ali Murat Hamarat

Ali Murat Hamarat'ın tüm yazıları için tıklayın...



Yorumlarınız için teşekkür ederiz!
Lütfen isim bilgilerinizi girin
Lütfen şehir bilgilerinizi girin
Lütfen yorumlarınızı paylaşın!
Yorum
3 Yorum
 
Bunları görmüş müydünüz?
  1. Salih Uçan hakkında bilmeniz gereken 10 şey Salih Uçan hakkında bilmeniz gereken 10 şey

    Fenerbahçe'nin Bucaspor'dan transfer ettiği genç yetenek Salih Uçan'ın bilinmeyen yönlerini sizler için derledik.

  2. Serie A dikkat! Conte sözleşme yaptı Serie A dikkat! Conte sözleşme yaptı

    Juventus'u uzun bir aradan sonra şampiyonluğa taşıyan Conte'nin sözleşme uzatması Serie A'da yeni bir hanedanlığın başlangıcı olabilir mi?

  3. Yazarlardan millilere tam not Yazarlardan millilere tam not

    Hazırlık kampının ilk maçında Gürcistan'ı 3-1 yenen ay-yıldızlılar, spor yazarlarından olumlu tepkiler aldılar.

  4. Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu yaşayan en iyi 5 Afrikalı Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu yaşayan en iyi 5 Afrikalı

    Goal.com, kulüplerinde Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu yaşamış 5 önemli Afrikalı oyuncuyu sıralıyor.

  5. Bundesliga'nın Bosman listesi Bundesliga'nın Bosman listesi

    Transfer için büyük bütçeleri olmayan takımlar için bonservis bedeli olmayan alternatifler...